Yer sarsılıyor ve toprak birbirinden ayrışıyor. Yalnızlığa gömülmüş insan kendisine ayrılmış bir tutam kaya parçasıyla boşlukta salınıyor. Sonra, toprağını eşeleyerek taptığını sandığı başka bir toprakla birleşmeye çalışıyor soyutlanmak için yanlızlığından. Toplum hastalıklı. Son zamanlarda eli kolu bağlanmış insan adeta büyüyemiyor. Yaşlı başlı çocuklar etrafımızda kol geziyor. Kendini bile çözememiş, kendine inancı olmayan insan bir başkasında arıyor umudunu. Her birliktelik çoğaltmanın aksine gittikçe eksiltiyor insanı.
Çevremde gencecik insanlar evleniyor. Daha kendini bile tanıyamayan bu insanlar "ruh ikizleri"yle hayatlarını birleştiriyor. Gökten düşen elmaların hepsi tükendiğinde "biz birbirimizi tanıyamamışız" diyerek soylu ve mükemmel birlikteliklerini sonlandırıyorlar. Olan tabiki de ortada kalan çocuklara oluyor. Zaten ölüm döşeğindeki toplum son altın vuruşunu kendi kendine yapıyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi topraklarından lanetlenen proje insanlar çevrelerindeki iyi insanlara zehirlerini akıtmaya çalışıyor. Büyük yıkım başlıyor.
İstatistiği severim ama midemi bulandıranlarla pek ilgilenmem. Ancak, evliliklerin yüzde kaçının temel ihtiyaçları gidermek üzerine kurulduğunu az çok tahmin edebiliriz. Bütüne yakın bu oran artık geçerliliğini yitiriyor. Zira, modernite insanı yalnızlaştırıp tektipleştiriyor. Belki de bunun tek olumlu tarafı evlilik üzerine. Kimsenin yemeğimizi yapmasına muhtaç değiliz. Artık internet sayesinde annelerimizden daha güzel pilavlar yapıyoruz. Yüz yılın icadı mikro dalga fırınlarımız var. Önümüze sıcak yemeği onlar koyuyor. Çamaşırlarımızı köyümüzün deresinde değil çamaşır makinelerinde yıkıyoruz. Hepimiz bulaşık makinesine tapıyoruz. Gün aşırı düğmesine basıp ibadetimizi gerçekleştiriyoruz. En önemlisi de artık küçük evliliklerimizi temizlikçi kadınlarla yapıyoruz. Sabah aşkımızı temizlik malzemeleriyle içeri alıyor; hiç dırdırını çekmeden akşam kapı dışarı ediyoruz.
İşte size modernizmin birbirine uzak ancak birliktelik konusunda etkileşen iki ucu. Bir uçurumda ancak kırklı yaşlarında kendisini tamamlayabileceğine inanılan ham insan evlilik üzerine yaptığı hatalarla toplumu baltalıyor. Diğerinde ise edindiğimiz yenilikler artık bizi büyük hatalar yapmaktan kurtarıyor. Kendini arayan insan artık daha fazla okuyup, üretip, düşünüyor ve ayakları kendi yanlızlık kayalıklarına daha güçlü tutunuyor.
Unutmadan! Evliliklerin çoğu yasal olarak sevişebilmek için yapılıyor. Yalnızlaşan insan cinsel ihtiyaçlarını gidermekte zorlanıyor. Ancak, bu sorun için asırlık bir çözüm mevcut. Bizim tariflerimiz öyle kilo ile litre ile değil. Bardakla kaşıkla: çözüm elinize bir dirsek mesafesi kadar yakın.
Not: Yazım sitemizin isim babası yazarımız Oblomov'un doğum günü hediyesidir. Daha nice serbest düşüncelere!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder